6 MaddeFilm

Bir Kabustan Uyanamama Hissi: Tam Çözdüm Derken Raydan Çıkan 6 Sayıklama Filmi

Klasik kurgulardan uzak, izleyiciyi önce güvenli bir zemine çekip ardından yerdeki halıyı çekerek zihinsel bir hezeyana sürükleyen 6 sayıklama sineması başyapıtı.

EBEce Bozkurt·1 ay önce·2 dk okuma
Bir Kabustan Uyanamama Hissi: Tam Çözdüm Derken Raydan Çıkan 6 Sayıklama Filmi - listln
  • The Lighthouse: Sis, Martılar ve İki Kişilik Mitolojik Delilik

    Robert Eggers izolasyonu bulaşıcı bir akıl hastalığı gibi kurguluyor. 19. yüzyılın sonunda kayalık bir adada fener bekçiliği yapan iki adamın psikolojik çatışması, günler eridikçe mitolojik bir hezeyana dönüşüyor. Willem Dafoe ile Robert Pattinson’ın tiratları izleyiciyi aynı kulede aklını yitirmeye davet ediyor.
  • Coherence: Bir Akşam Yemeği Kaç Farklı Gerçekliğe Bölünebilir?

    Tek bir masa, eski dostlar ve gökyüzünden geçen bir kuyruklu yıldız. Elektriklerin kesilmesiyle minik adımlarla kontrolden çıkan hikaye, kimsenin kimseye güvenemediği ve gerçekliklerin birbirine karıştığı paranoyak bir zeka oyununa dönüşüyor.
  • Sorry to Bother You: Kapitalizm Eleştirisinden Beklenmedik Bir Tür Kırılmasına

    Genç bir çağrı merkezi çalışanının telefonun ucundaki insanlara ulaşmak için beyaz ses kullanmasıyla başlayan hikaye, ilk yarım saatinde zeki bir hicivken son kırk beş dakikada sinema tarihinin en cesur ve absürt sürreal virajlarından birini alıyor.
  • Beau Is Afraid: Anksiyetenin Üç Saatlik Devasa Bir Kabusa Dönüşmesi

    Ari Aster, modern insanın kaygı bozukluğunu nefes alan absürt bir distopyaya çeviriyor. Beau’nun sokağa adım attığı andan itibaren neyin travma, neyin gerçek, neyinse felç edici bir zihnin ürünü olduğunu ayırt etmeyi bırakıp akıntıya kapılıyorsunuz.
  • Jacob's Ladder: Rayından Çıkan Bir Zihnin New York Metro Hattı

    Sayıklama sinemasının atası sayılan 90’lar klasiği. Vietnam gazisi Jacob’ın anıları arasına sızan cehennemi sanrılar, metro istasyonundaki tekinsiz silüetler ve varoluşsal huzursuzluk, seyirciyi gerçekliğin dikişlerinin söküldüğü bir arafa hapsediyor.
  • Cure: Hipnotik Bir Sessizliğin Ardında Çöken Zihinler

    Kiyoshi Kurosawa’nın tekinsiz polisiyesi. Benzer cinayetler işleyip hiçbir şey hatırlamayan sıradan insanların peşine düşen dedektifin hikayesi. Suyun akışı ve çakmak aleviyle kurulan hipnotik diyaloglar izlerken sizi de uyuşturuyor.

💬Yorumlar (2)

Fikirlerini, eklemek istediğin yeni maddeleri veya değerlendirmelerini paylaş.

CP
Carroll Pierce
Sorry to Bother You’nun o malum son virajında ekrana boş boş bakıp "ben az önce ne izledim" dediğimi dün gibi hatırlıyorum, listenin hissiyatını mükemmel özetlemiş. The Lighthouse ile birlikte tam bir akıl sağlığı sınama maratonu olmuş; açıkçası bu kafada bir de Beau Is Afraid görmeyi beklerdim. ?
RC
Rogahn Cory
Sorry to Bother You'nun o son virajına girdiğim anı hala unutamıyorum, resmen ekrana kilitlenip "ben az önce ne izledim" diye kalakalmıştım. Bu sayıklama haline Ari Aster'ın Beau Is Afraid'i de çok yakışırdı bence, o da tam anlamıyla bitmek bilmeyen absürt bir anksiyete atağıydı. ?
🔒 Sadece Üyelere Özel

Tartışmaya Katılmak İçin Giriş Yapın

Listln topluluğunun bir parçası olarak listelere yorum yapabilir, yeni maddeler ekleyebilir ve kendi listelerinizi kolayca yayınlayabilirsiniz.