
Derleyen: Emre Demir
Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güney kolları ve Marmara Havzası'nın gevşek alüvyon zemini, yüzlerce kilometre ötedeki sarsıntıların bile İstanbul'da hissedilmesine yol açar. Özellikle yüksek katlı yapılarda oturanların bu dalgalanmaları çok daha sert hissetmesi, tamamen zeminin sismik dalgaları büyütme eğiliminden kaynaklanır.
Son dakika deprem haberlerini aralıksız takip etmek ve sürekli bir tetikte olma hali, iç kulaktaki vesibüler sistemi ve beynin denge merkezini yanıltır. Nörologların 'yalancı deprem hissi' olarak tanımladığı bu süreçte, oturduğunuz yerde sandalyeniz veya avizeniz sallanıyor gibi gelebilir.
Resmi veriler açıklandığında ilk baktığımız şey büyüklük olsa da, asıl hissi belirleyen unsur odak derinliğidir. Yüzeye çok yakın gerçekleşen sığ bir mikro sarsıntı, derinde meydana gelen çok daha büyük bir depremden daha sert ve ani bir ivmeyle hissedilebilir.
Sarsıntı henüz bulunduğunuz şehre ulaşmadan akıllı telefonlara gelen uyarılar bir mucize değil, temel fizik kuralıdır. Yıkıcı olan S dalgaları saniyede birkaç kilometre hızla ilerlerken, ilk ortaya çıkan zararsız P dalgaları ve internet üzerinden yayılan veri haberleşmesi ışık hızında hareket eder.
Gün içinde hissettiğimiz ya da Kandilli Rasathanesi listelerinde gördüğümüz 2.0 veya 3.0 büyüklüğündeki sarsıntılar, kabuktaki stresin doğal birer dışavurumudur. Anlık gelişmeleri listln ile incelerken, bu küçük kıpırdanmaların aslında fay hatlarının canlı birer organizma gibi nefes alıp vermesi olduğunu unutmamak gerekir.
Tüm maddeleri incelemek ve favorine oy vermek için listeye tıkla.